0 232 999 37 39

Fitosteroller ve Kardiyovasküler Sağlık

Franca Marangoni, Andrea Poli
Nutrition Foundation of Italy, 5 January 2010

ÖZET:

Fitosteroller (bitkisel sterol ve stanoller) bitkilerin hücre membranının temel bileşenidir. Bitkisel gıdalarda yaygın olarak bulunurlar. Fitosteroller yapısal olarak kolesterolle benzer özellikte olduklarından kolesterolün barsaklardan emilimini azaltırlar. Son on yıldır, saflaştırılmış bitkisel sterol ve/veya stanoller hipokolesterolemik etkileri nedeniyle fonksiyonel besin bileşeni olarak çeşitli gıdalara ilave edilmektedir. Günde 1,6 – 2 g/gün bitkisel sterol ve/veya stanol alımı kolesterolün barsaklardan emilimini %30, plazma LDL kolesterol sevilerini % 8–10 oranında azaltır. Bitkisel sterol ve/veya stanollerin plazma LDL kolsterolüne olan etkisinin bilinmesinden beri plazma LDL kolesterol düzeylerinin azaltılması gereken hastalarda hipokolesterolemik etki olarak statinlerin kullanımı eskiye göre ikinci plana itilmiştir. Fitosterollerin günde 3g/gün ve üzerinde kullanımı kolesterol düşürücü ajan etki gösterir ve güvenilirdir.
Anahtar kelimeler: Fitosteroller, stanoller, kolesterol, kolesterol emilimi, ateroskleroz, fonksiyonel besinler

  1. Giriş 

Plazma lipid profillerinin farmakolojik olmayan kontrolünde çeşitli ajanlar, besinler, nutrasötikler, fonksiyonel besinler etkili olarak kullanılmaya başlanmıştır. Fitosteroller bu ajanlar arasına yaygın olarak kullanılan besin maddesi, besin desteğidir.

Fitosterollerin kolesterol düşürücü etkisi 1950’li yıllardan beri bilinmektedir. Yapılan 26 güvenilir çalışmada 2 hafta boyunca günde 5 – 10g/gün PS (fitosterol) ilavesi ile plazma kolseterol seviyelerinde %27 düşüş görülmüştür. Sonradan yapılan çalışmalarda, 3 ila 5 hafta boyunca yüksek dozda ( > 10g/gün ) PS alımının kan kolesterol seviyelerini %20’den fazla oranda düşürebileceği görülmüştür.

70’lerin sonunda fitosterollerin kan kolesterolünü düşürücü etki için günlük önerilen alım dozu 9 – 10g/gün olarak belirlenmiştir.  O dönemdeki ilk fitosterol preparatlarının kaynakları ve bileşimleri oldukça heterojendi, fakat hepsi etkili ve güvenilir görüldü. Fakat farmokolojik uygulamalar yetersizdir.

Geçmiş zamanlardaki beslenme tarzında yüksek miktarlarda fitosterol alımının tahmin edilmesi, araştırmaları fitosterollerin  insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine yoğunlaştırmış ve özellikle modern diyetlerde bu bileşenlerin düşük miktarlarda alımının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Bunun sonucu olarak yiyeceklere doğal olarak bitkisel sterol ve/veya stanollerin eklenebileceği fark edilmiştir. ilk olarak lipid temelli margarinlere ilave dilmiştir.1986 yılından sonra Finlandiya’da Benecol adlı margarine bitkisel stanol eklenmeye başlanmıştır. Bitkisel sterol ve stanollerin uzun zincirli yağ asitleriyle estrerleştirilmesi, yağ çöüzünürlüğünü ve besin içindeki birleşebilme yeteneğini arttırmaktadır. Sonradan besin teknolojisindeki ilerlemeler bu maddelerin çözünürlüğünün artmasını sağlamış ve meyve suyu, dondurma gibi farklı maddelere de ilave edilmiştir.

 

  1. Biyokimya 

Fitosteroller triterpen familyasındandırlar. Triterpenler bitki hücre zarının
önemli yapısal bilesenleridir.  Literatürde 250’den fazla çeşitte fitosteroller tanımlanmıştır. Bu bileşikler yapısal olarak üç gruba ayrılmaktadırlar; 4-desmetil steroller (4.karbon atomunda metil grubu içermeyen), 4-monometil steroller (1 metil grubu içeren) ve 4,4-dimetil steroller (2 metil grubu içeren).

Fitosteroller ve kolesterol yapısal ve kimyasal olarak birbirine oldukça benzemektedir. Fitosterollerde, kolesterolden farklı olarak yan zincirlerinde ekstra bir metil ve etil grubu ve bir çift bağ bulunmaktadır. Kampesterolün 24.karbonunda ek olarak bir metil grup, sitosterolün 24.karbonunda bir etil grup ve stigmasterolün ise 24.karbonunda bir etil grup, 22.karbonunda etilenik bağ bulunmaktadır (Şekil 1). Bu fitosteroller kolesterolden (27 karbon atomu) farklı olarak ayrıca 28 ve 29 karbon atomu içermekte, bu durum fitosterolleri kolesterolden daha hidrofobik yapmaktadır.

Fitosterollerin serbest ve esterleşmiş formları olmak üzere 2 ana formu vardır. Genellikle serbest formda bulunurlar, fakat yağ asitlerinde, şeker tanelerinde veya fenolik asitlerde esterleşmiş şekilde de bulunabilirler. Besinlerde doğal bir şekilde serbest alkol, uzun zincirli yağ asitleriyle esterleşmiş halde veya steril glikositler veya açillenmiş steril glikositler (genellikle düşük miktarda) halinde bulunabilmektedirler. Yemeklik yağların içerisinde ise serbest veya esterleşmiş formları bulunmaktadır.
04

  1. Besinsel Kaynakları ve Alımı

Fitosterollerin başlıca kaynakları bitkisel yağlar, yağlı tohumlar, kurubaklagiller, tahıl ve tahıl ürünleridir. Bürüksel lahanası, karnahabar, lahana, yeşil ve siyah zeytin de bitkisel sterol ve stanol içermektedir. Bitkisel kaynaklı besinlerin dışında yumurta sarısı, karaciğer ve kabuklu hayvanlar batı diyetlerinde fitosterollerin önemli kaynağıdır.
Cevizdeki toplam yağ dağılımının %0.1 – 0.2’sini fitosteroller oluşturur. Bu fitosterollerin %87’sini de sitosterol oluşturmaktadır.   
Bitkisel sterollerin ana kaynağı %80den fazla β-sitosterol içeren uzun( tall) yağlar ve soya fasülyesi yağının üretimi için kullanılıyor. Sterol ve stanollerin her ikiside yağ asidi esterleri gibi esterleşmiş formda kullanılıyor. Bu onların çözünürlülüğünü ve yağlı yiyecekler içinde özümsenmesini sağlar.
Yağların rafine olması ve olmaması fitosterol içeriğini etkilemektedir. Örneğin; rafine zeytinyağının fitosterol içeriği, rafine edilmemiş yağlara karşılaştırıldığında %19, yer fıstığı yağını ise %33 oranında düşmektedir. Rafine edilmiş bitkisel yağlarda %20–60, hidrojenlenmiş yağlarda ise %20–40 civarında sterol düşüşü gözlenmektedir.      
Tahıl ürünleri zengin bir bitkisel sterol kaynağıdır (serbest esterleşmiş ve steril glikositler), bunların içerikleri sebzelerden daha fazladır. Toplam sterol içeriklerine bakıldığında; çavdar 95.5mg/100g, buğday 96mg/100g, arpa 76.1mg/100g, yulafın 44.7mg/100g olarak Finlandiya’da rapor edilmiştir. Tahıllardaki ortama fitosterol konsantrasyonu 49mg/100g’dır ve en baskın olanı (%62) β-sitosterol, takiben kampesterol (%21), düşük miktarda da stigmasterol (%4), β-sitostanol (%4) ve kampestanol (%2) bulunmaktadır. Mısır yağında 150-300 mg/100g bitkisel sterol doğal olarak bulunmaktadır.              

Dünyada bitkisel kaynaklı besinlerin tüketimindeki büyük farklılıklardan dolayı fitosterolerin, diyetle alımları değişik popülasyonlara göre değişmektedir. Diyetle alımı Finlandiya’da 140-360mg/gün, Britanya’da 167mg/gün ( esas olarak bitkisel yağlardan), Japonya’da 375mg/gün olarak belirtilmiştir. Batı tarzında bir diyet ortalama 160-360mg/gün sitosterol ve kampesterol; 20-50mg/gün sitostanol içermektedir. Geleneksel bir Asya diyetinde, bitkisel sterol içeriği 350-400mg/gün; vejetaryen diyetinde ise bu değer 600-800mg/gün’e çıkmaktadır. EPİC ( European Prospective Investigation into Cancer) çalışmasında 22,256 kişi üzerinde çalışılmış ve fitosterol alımı en yüksek 463mg/gün, en düşük 178mg/gün olarak bulunmuştur. Bitkisel stanollerin diyetle alımı ise daha düşüktür. (50mg/gün).

Fitosteroller insan vücudunda endojen olarak sentez edilemediğinden dolaşımdaki düzeyleri sadece diyetle alım ve emilimine bağlıdır. Dolaşımdaki kampesterol ve sitosterol konsantrasyonuyla diyetle alınan fitosterollerin miktarları arasında, diyetteki yağın ÇDYA ve doymuş yağ asitleri oranı ve plazma ve diyet yağındaki linoleik asit miktarı gibi pozitif bir ilişki bulunmuştur. Tüketilen bitkisel besinlerin miktarı ve cinsine bağlı olarak ve fitosterol tüketimi, kandaki fitostrerol seviyeleri farklı toplumlarda belirgin biçimde farklılık gösterebilir.

Bu çalışmaların sonucunda gösterilmektedir ki; bitkisel stanol ilavesi dolaşımdaki fitosterol seviyesini düşürürken, supleman formunda yüksek fitosterol alımı dolaşımdaki fitosterol seviyesini arttırmaktadır.

Bireysel farklılıklar fitosterollerin emilimini etkiler. Çünkü fitosterollerin emilim yolu kolesterol ile benzerdir. Ve kolesterolün emilimi ApoE polimorfizimden etkilenir. ApoE fenotipleri fitosterollerin plazma konsantrasyonlarını azaltabilir.

 

  1. METABOLİZMA
    1. Emilim

Son yüzyılın başlarından beri uygulanan çalışmalar sonucunda fitosteroller insan vücudunda önemli ölçüde emilebiliyor.
Fitosteroller, miçel formdayken barsaklarda çözünebilmektedir. Bu miçeller fırçamsı kenar hücreleriyle etkileşerek enterositlerin içine taşınmaktadır. Bitkisel steroller bu enterositlerin içinde esterleşir, şilomikronların içinde toplanarak lenfatiklerin içinden salınırlar. Esterleşmemiş fitosteroller ise sterolin sayesinde lümene geri taşınırlar.

Stanoller sterollerden daha az emilmektedir (%0-3). Yan zincirlerin uzamasıyla fitosterollerin hidrofobisitesi artmakta ve emilimi azalmaktadır. Sterollerin emilimin düşük olması ve safra atımındaki önceliği nedeniyle bitkisel sterollerin insan vücudundaki toplam sterole (örn; kolesterol) oranı %1’dir.

Fitosteroller kolesterolle benzer özelliklerde olduklarından kolesterole benzer şekilde emilmektedir. Fakat kolesterol gibi insan vücudunda sentezlenmez, kolesterolden (%60) daha az miktarda emilirler (fitosteroller % 0.2-3,5, fitostanoller %0,02 – 0,3) ve karaciğer tarafından atılmaları sağlanır. Bu nedenle serum seviyeleri genellikle 1.0mg/dl’ nin altındadır. Başka bir deyişle; kandaki seviyeleri kolesterolün %0.1–0.14 oranındadır.

Emilim sıralarına bakıldığında kolesterol > fitosterol > fitostanol’dür [5]. Bu emilimler değişik hızlarda olabilmektedir. Bu değişikliklerin en büyük nedeni miçelin çözünürlüğüdür. Hücre yüzeyinden hücre içine transfer hızı, kolesterolle karşılaştırıldığında bitkisel sterollerin çok düşüktür.

 

    1. Dolaşım ve Boşaltım

Emilen fitosteroller şilomikronlar aracılığı ile kolesterol gibi karaciğer’e taşınırlar. Fakat; sadece %12’si esterleşmiş formda şilomikronlarla taşınır.( Kolesterolle karşılaştırıldığında %70 – 80 ).
Önce şilomikronlarla karaciğere alınan fitosteroller VLDL parçacıkları şeklinde kana salınırlar. Esterlenmiş fitosterol oranı  VLDLdeki esterlenmiş kolesterol ve LDLdeki oranla aynıdır. HDL bunun tersi olarak VLDL ve LDL ile karşılaştırıldığında daha yüksek oranda fitosterol/kolesterol oranına sahiptir.
Fitosteroller ile birleşen HDL safranın içerisine girebilir ve safrada PS/Kolesterol oranı her zaman plazmadaki orandan yüksektir. HDL lipoproteinleri vücutta fitosterollerin taşınmasında önemli bir rol oynar.
Fitosteroller stoplazmada depolanır ve hücre membranının yapısında yer alır. Hücre memranının geçirgenliğinde görev alır.

Emilen fitosterollerin atımı başlıca safra yolu ile olurken, küçük bir miktar deri yoluyla atılır. Kolesterole göre daha az emilmekle beraber, fitosterollerin atımı daha hızlıdır.

Fitosterollerden safra asidi sentezindeki bilgiler çelişkilidir. Son kanıtlara göre fitosteroller zinciri kaybettikten sonra kolesterol gibi diğer organlarda katabolize olabiliyorlar.

 

  1. Kolesterol Düşürücü Etki Mekanizması

Bitkisel sterol ve stanollerin kolesterolün emilimini engelleyerek düşürmesinin birçok mekanizması vardır:

  1. Bitkisel steroller miçelle birleşmek için kolesterol ile yarışır, bunun sonucu daha az kolesterol emilir.
  2. Barsaklardaki hücre membranına girmek için kolesterol ile yarışır, bu sayede kolesterolün düşük alımına neden olur.
  3. Kolesterolün çözünebilir halden çözünemeyen hale gelmesi, emilememesine neden olur; bu sayede kolesterol feçesle atılır.

 

Yiyeceklerle alınan fitosteroller barsaklardan kolesterol emilimini azaltır, plazma toplam kolesterol ve LDL kolesterol konsantrasyonlarını anlamlı bir biçimde düşürür. İlk yapılan çalışmalarda bitkisel stanollerin kolesterol emilimini bitkisel sterollere göre daha çok düşürdüğü ve daha büyük bir kolesterol düşürücü etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. Fakat son yıllarda yapılan çalışmalar sterol ve stanolün birlikte kullanımının daha etkili olduğunu göstermektedir.
Yakın zamanlı çalışmalarda tereyağı ve margarine eklenmiş olan bitkisel sterol ve stanollerin kolesterol emilimi ve sonuç olarak plazma kolesterol seviyelerinde karşılaştırılabilir bir fark görünüyor. İlginç bir şekilde fitosteroller kolesterolle karşılaştırıldığında HMG-CoA redüktaz (kolesterol sentezinde, hiz kisitlayici bir enzimdir) enzim aktivitesinin baskılanmasını a azaltıcı bir etkisi vardır. Bu da fitosterollerin kolesterol düşürücü etkilerinin anlaşılmasını sağlıyor; fitosteroller endojen kolesterol sentezinin baskılanmasını gerektirmez.

Kolesterolün emilebilmesi için çözünebilir formda olması gerekmektedir. Bunun olabilmesi için; safra asidi, lizolesitin, monogliseritler ve yağ asit formlarının miçelle karışması kolesterolü çözünebilir hale getirir ve kolesterol taşınmasına yardımcı olur. Fitosteroller intestinal lümende miçellere bağlanırken kolesterol molekülleriyle yarışırlar. Kolesterolle birlikte kristalize olarak kolesterolün fekal atımında artışa neden olurlar.

  1. Fitosterol alımı ve plazma kolesterol düzeyleri arasındaki ilişki: Epidemiyolojik Kanıtlar ve Klinik Çalışmalar

 

Fitosterollerin kan kolesterol seviyelerine etkisi üzerinde çalışılmış. Hollanda, İsveç ve Büyük Britanya’da besinlerle yüksek miktarda fitosterol alımının düşük miktarda fitosterol alımı ile karşılaştırıldığında toplam ve LDL kolesterolde önemli ölçüde azalma olduğuna dikkat çeken çalışmalar yapılmış.
Fitosterollerin LDL kolesterolünü önemli ölçüde düşürücü etkisi birçok rastgele yapılan klinik denemelerde de gösterilmiştir.  Doz – etki arasındaki ilişki günde 500mg ( Bu değerdeki uyum önceki epidemiyolojik çalışmalarda da belirtimişti. ) alındığında hipokolesterolemik etkileri görülmeye başlanmıştır. Bu etki günlük alım 500 – 2500mg/gün aralığında olduğunda artmaktadır.
Son meta analizlerde, rastgele seçilmiş 59 placebo kontrollü çalışmada fitosterol eklenmiş besinlerin 2 hafta veya daha uzun süre yetişkinlerde kullanımının  dolaşımdaki kolesterol seviyelerine etkisi test edilmiştir.  Ortalama 4500 kişi üzerinde LDL seviyelerinin 0.31mmol/L civarınca önemli ölçüde azaldığı görülmüştür. Kişiler ATP III kriterlerinin yüksek ve düşük LDL kolesterol konsantrasyonları baz alınarak iki gruba ayrılmış ve bireylerde ilk değerlere göre LDL- Kolesterol seviyelerinde büyük bir azalma kaydedilmiştir. Bu sonuç 85 çalışma analizi yapan Demonty ve ardk.tarafından tartışılmış ve sonuçta “Yüksek sınırdaki LDL kolesterol konsantrasyonlarının tamamiyle azaldığı” belirtilmiştir.

Daha az sayıdaki çalışmada ( Katan et al.) LDL kolesterolündeki azalmanın fitosterol miktarının yaşa ve yüksek sınırdaki LDL konsantrasyonuna göre arttırılmasıyla ilişkisi incelenmiş ve sonuçta yüzde olarak LDL kolesterolündeki azalma gençler ve yaşlılar arasında önemli bir farklılık göstermemiştir.

Abumweis tarafından yayınlanan meta analiz sonuçlarına göre, fitosterollerin doz-yanıt etkileri; 1,5 – 2,5g/gün Katan tarafından belirtilmişti.2,5g/gün’den fazla tüketiminin biraz daha olumlu etkileri olduğu kaydedilmiş. Bununla birlikte günde 0,7 – 1,2g PS kullanımını test edilirken LDL kolesterole %5-10 etki hesaplanmış.
Kısa veya uzun zamanlı çalışmalar sonucunda fitosterollerin kolesterol düşürücü etkisinin görülebilmesi için birkaç hafta kullanılmalı ve dengede kalması için 1 yıldan fazla süre diyete eklenmelidir.
Belirli gruplara 6 ay boyunca günde 1,5g ve 3g fitosterol içeren margarin verilmiş. Hem total kolesterolde ( %8,9 – %8,3)  hem de LDL kolesteroldeki( %11,3 - %10,6) azalmada benzer sonuçlar ortaya çıkmış. Düzenli alımın yarıda kesilmesi veya  bırakıması bu fitosterollerin etkisini durdurabilir ve kolesterol konsantrasyonlarını temel durumuna getirebilir.
Bahsedildiği gibi fitosterollerin kolesterol düşürücü etkisi tüketim sıklığı ve alım saatinden etkilenmiş olabilir. Sıklıkla ilişkili olarak ; margarinle aynı miktarda esterlemiş formda fitosterolün günde 1 kez veya günde 3 öğüne bölünmüş şekilde tüketilmesi aynı LDL düşürücü etkiyi göstermiştir.

Yakın zamandaki bir çalışmada, fitosterollerin yemekle veya yemekten önce / sonra alımı karşılaştırılmış; sonuçlar fitosterollerin yemekle beraber tüketiminin metabolik etkilerini arttırabileceğini ileri sürmektedir.

Fitosterollerin diyabetik hastalarda kullanımı literatürde sistematik bir derlemede konu edilmiştir.  18 çalışma değerlendirilmiş ve 5 tane klinik deney yapılmış. Meta analiz çalışmasında 148 kişiye 3 ila 12 hafta süreyle sterolle zenginleştirilmiş margarin ( n=4) ve granola bar (n=1). Diyabetik hastalara günde 1,6 – 3g/gün fitosterol ilavesinin toplam ve LDL kolesterollerini ( total – 10.3mg/gL, LDL – 12,2mg/dL) önemli ölçüde azalttığı, trigliserit düzeylerinde bir etki olmadığı görülmüştür.  HDL seviyelerinde düşme eğilimi gözlenmiş fakat önemli bir istatistik veri elde edilememiştir.

  1. Safety

 

US Food and Drug Administration (FDA) ve European Union Scientific Committee bitkisel sterol ve stanollerin tamamen güvenilir olduğunu belirtmekte ve fonksiyonel besin olarak kullanımını uygun bulmaktadır.

7.1 Toksisite
İlk toksisite çalışması 1950li yıllarda %65-90 oranında sitosterol içeren fitosterol preparatları üzerinde yapılmış. Ratlarda ve köpeklerde 2 yıllık periyodda yüksek miktarlarda PS kullanımının büyüme, plazma proteinleri, kan üre azotu üzerinde büyük ya da küçük bulunabilir bir etki görülmemiştir. Sonradan fitosterollerin toksisite ve genotoksisitesiyle ilgili verilerin eksik kaldığı düşünülerek bir çalışma yapılmış. 90gün boynca farelere fitosterol içeriği  %0,1-5,0 olan karışık besleme uygulanmış. Herhangi bir etki bulunamamış.

7.2  Plazma karotenoidlerine etkisi

Bitkisel sterol ve stanol tüketiminin en önemli sorun lipoproteinleri azaltrak bazı yağda eriyen vitaminlerin emilimini azaltmasıyla ilgilidir. Yağda eriyen vitaminlerin taşınmasında lipopoteinler önemli bir göreve sahiptir. Bilindiği gibi kolesterol lipoproteinlerin yapısını oluşturmaktadır. Bitkisel sterol ve stanollerin kolesterol emilimini engellediği ve atımını artırdığı için lipoproteinler vücutta azalmaktadır. Yapılan meta analizde dolaşımdaki A, D ve E vitamini, alfa karoten ve laykopen konsantrasyonunun azaldığı; fakat bu vitaminler LDL kolesterol ile benzer oranda düştüğünden bu anlamda bir zararı olmadığı gösterilmiştir. Fitosterol alımının olduğu dönemde karotenoid kaynaklarının ( havuç, balkabağı, brokoli, ıspanak, kayısı gibi ) da az tüketiliyor olması bu etkiyi yapmış olabilir. Bitkisel sterol ve stanolden zengin beslenildiği dönemlerde bu vitaminleri yüksek oranda içeren sebze ve meyvelerin tüketilmesi önerilmektedir. Bunun yanında yeterli ve dengeli bir diyette günde 7 – 8 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. Bu da beta karoten yetersizliğini ortadan kaldıracaktır.

7.3 Sitosterolemi ( Fitosterolemi )

Sitosterolemi; otozomal resesif geçişli bir hastalık olup,kromozom 2p21’deki belli olmayan bir sebep nedeniyle bitkisel sterol ve stanolün aşırı miktarda emilmesi sonucu oluşmaktadır. İlk olarak 1974 yılında ksantomatozis, serum kolesterolü normal ve sitosterolü ise yüksek olan 2 kız kardeşte gözlenmiştir. Şu anki görülme sıklığı ise 5 milyonda 1’dir. Genlerde meydana gelen mutasyon nedeniyle, bitkisel sterollerin intestinal lümenden ters olarak taşınması, emiliminin artması ve safra atımının azalması sonucu sitostrolemi meydana gelmektedir. Bunun sonucu erken yaşta koroner kalp hastalığı gelişimine (özellikle genç erkeklerde), tendon ksantomatozise, hemolizis, atririt ve artraljiye neden olmaktadır. İleriki safhalarında ise; anjin, miyokard infarktüs ve ani ölümle sonuçlanabilmektedir.

Hiperkolesterolemi ve sitosteroleminin arasındaki en önemli fark serum bitkisel sterolün kolesterole oranına olan fazlalığıdır. Bu hastalığı geçiren bireylerin ailelerinde hiperkolesterolemi hikâyesi olmayabilir. Tedavisinde statin grubu ilaçların kullanımı yanında diyetle bitkisel sterol içeren besinlerde kısıtlama yapılmaktadır. Hidrojenlenmiş bitkisel steroller, hidrojenlenmemiş bitkisel sterollerden daha güvenilirdir, çünkü bu formu daha az emilmektedir. Ayrıca kolestiramin ve kolestipol gibi safra asidi reçinesi veya ileal (ince barsağın alt yarısı) bypass ameliyatı sitosterolemi tedavisinde çok etkilidir.

Yüksek fitosterol alımı ve ateroskleroz gelişimi arasındaki ilişki üzerindeki belirtiler yakın zamanda şaşırtıcıdır. Fitosterollerin aterosiklerotik risk faktör ajanı gibi analiz edildiği çalışmalar var. Dolaşımdaki fitosterollerin azalması ve koroner kalp hastalığı risk ilişkisi ileri dönük kohort çalışmaları, vaka-kontrol çalışmalarında hipotez olarak değerlendirilmiş. Bugün bu fikri destekleyecek herhangi  bir çalışma bulunmamaktadır. Fitosterolden zengin besinler LDL klesterolü düşürerek bu riski dengelediği düşünülmektedir.

  1. İlaçlarla kombine kullanımı

Fitosterollerin statinlerin kolesterol düşürücü etkilerine olan katkısı ilk olarak yüksek dozlarda gösterilmiştir.
Statin kullanan hastalarda 4 ila 8 hafta boyunca 2-3g/gün bitkisel sterol ve stanol kullanımının LDL kolesterolü %7-11 oranında düşürdüğü belirtilmiştir.

  1. Sonuç

Bitkisel sterol ve stanollerin sürekli kullanımı genellikle güvenilirdir. Ters bir durum oluşma ihtimali yoktur. Kullanılabilir tüketim dozu 1,6 -2g/gün bitkisel sterol ve stanoldür. Tercihen yağdan zengin besinlerin içinde ve yemeklerle beraber kullanımı LDL kolesterol seviyelerini %10 azaltır. Bu azalma devam eden 5 yıl içerisinde koroner kalp hastalıkları riskini %12-20 oranında azaltabilir. Bu hipotez daha çok deney ve klinik araştırma gerektirmektedir.